Dünya Neolitik Kongresi

1.Dünya Neolitik Kongresine Oasis Perspektifinden Bakış

Nisan 2024 yılının ortaları, bir Ramazan Bayramı arefesi, ofiste işler iyice azalmış, herkes bir an evvel, tatile çıkıp, keyfine bakmak istiyor. Ben de ertesi gün Kazdağlarında yer alan tarihi Adatepe köyündeki evime gitme planları yapıyorum. Belki de kalışımı iyice uzatır, emekliliğe geçiş planlarımı uygulamaya başlarım diye düşünüyorum. O sırada cep telefonumda Necmi Karul’un aradığını gördüm, ‘Hayırdır İnşallah’ dedim. ‘Necmi bey beni öyle kolay kolay aramaz’ herhalde önemli bir diyeceği vardır deyip, telefonu açtım. Necmi hoca, bana ofisteysem hemen Eylem Özdoğan ile uğramak istediklerini söyleyince, ben iyice telaşlanmaya başladım. Uzaktan takip ettiğim kadarıyla, Göbeklitepe’deki çalışmalara nezaret etmekle birlikte asıl olarak ‘Taş Tepeler’ diye tanıtılmış, Şanlıurfa civarındaki Neolitik yerleşim yerlerini kazıyorlardı. Yani onca işinin arasında beni ofisimde ziyaret edecek kadar özlemiş olmasına ihtimal vermedim ancak gerçekten de telaş yapıp, hemen ofise buyur ettim. Telefon kapandıktan beş dakika geçti geçmedi Necmi ve Eylem hocalar ofisimdeydi. İkisiyle de tam on sene önce İstanbul’da yapmış olduğumuz Avrupa Arkeologlar Birliği XX. yıllık toplantısında çok uyumlu bir işbirliği gerçekleştirmiştik. O kongre sevgili hocamız Prof. Mehmet Özdoğan ve Prof. Turgut Saner’in eş- başkanlığı ve yürütücülüğünde İstanbul’da gerçekleşmiş, biz de Oasis Turizm olarak işin tüm lojistiğini, kongre organizasyon sekreteryalığını yapmıştık. Tabii o kongre vesilesiyle tanışmış olduğum ve kongre öncesinde, sırasında ve sonrasında Mehmet hocamızdan edindiğim bilgi birikimi ve etkileyici sohbetler sayesinde Arkeoloji dünyasını daha yakından tanımaya başlamış ve özellikle Neolitiğin derin büyüsüne kapılmaya başlamıştım. XX. EAA Kongresi Gezi olaylarının yurtdışı katılımcılar nezdinde yarattığı tedirginliğe rağmen başarıyla gerçekleşmiş ve büyük çoğunluğu dünyanın 5 kıtasından 70’e yakın ülkeden gelenler olmak üzere toplamda 2250 kayıtlı katılımcı ile bir rekora imza atmıştık. Böyle başarılı bir iş deneyimimiz nedeniyle olacak Necmi ve Eylem hocalar bu büyük kongrenin organizasyon işini artık bizimle yürütmek istediklerini belirttiler. Oysa söz konusu kongrenin hazırlıkları ve lansmanı çok önce yapılmış, kongrenin web sitesi hazırlanmış, oturumlar belirlenmiş, bildiriler dahi toplanmaya başlamıştı ve kongrenin başlamasına sadece 6 ay gibi kısa bir süre vardı. 

Hocalar ofisten ayrıldığında biz eteğimizde sıcak patateslerle kalakalmıştık. Ancak Taş Tepelerin gizemli öyküsü bizi de etkilemişti. İşin tüm zorluğuna rağmen yılmadan işe koyulduk.  Öncelikle web sitesinde bir takım güncellemeler yaptık ve en önemlisi kredi kartıyla online tahsilat yapma modülünü oluşturduk. Böylelikle dünyanın her köşesinden gelecek olan katılımcıların kayıt, konaklama, tur ve transfer bedellerini kolaylıkla ödemelerini sağladık. 

Bildiri kabul mesajları gönderilmeye başladıktan sonra Haziran ayı itibari ile birden kayıtlar gelmeye başladı. Tabii benim de uykularım kaçmaya başladı, çünkü katılımın kalabalık olması kongrenin başarısı açısından her ne kadar olumlu bir gelişme idiyse de, kongrenin Şanlıurfa gibi lojistik açıdan kısıtlı olanakları olan bir kentimizde ve kent merkezinden 25 Km ötede ıssızlığın ortasındaki Harran Üniversitesi kampüsünde yapılacak olması ve üstelik son derece düşük bir bütçe ile bütün bu hizmetlerin sorunsuz yerine getirilmesi beni ciddi anlamda endişeye sevk ediyordu. Kongre öncesi süreçte gitgide artan stres dozumu her ne kadar Necmi hocaya yansıtmamaya çalışsam da, o benim telefondaki ses tonumdan durumumu anlıyor ve her zaman ki soğukkanlı tavrıyla, ‘Merak etme, sen planlamanı en az bin kişiye göre yap. Mali konuları dert etme. Bir şekilde para buluruz’ dedikçe benim moralim düzeliyor, tekrar işe konsantre oluyordum. Gerçekten Necmi hocanın o rahatlatıcı tavrı ve sorunlara her zaman yapıcı ve soğukkanlı yaklaşımı olmasaydı, bizim bu kongreden başarıyla çıkmamız çok zor olurdu. 

Bu arada gelen kayıtlar arasında 10 yıl önceki EAA kongresinden tanıdık isimler çıktıkça eski dostların gelecek olmasından son derece memnun oluyordum. Onlar da 10 seneden sonra böylesi büyük bir organizasyonun Oasis güvencesiyle yapılacak olmasından olmasından dolayı mutluluklarını ifade ediyor ve en kısa zamanda Şanlıurfa’da görüşmeyi bekliyorlardı.  Böyle mesajlar geldikçe motivasyonumuz artıyordu. 

Kongre başlamadan hemen önce Şanlıurfa Valiliği'nin koordinasyonunda Harran Üniversitesi, yerel belediyeler, kalkınma ajansları, sivil toplum kuruluşlarının ortak çabalarıyla görev bölümü tamamlanıp, provalar yapılarak kongre hazırlıkları başarıyla tamamlandı. Artık herkes açılış gününe odaklanmış heyecanla bekleyişe geçmişti. 

Kongreye katılımın yüksek olacağını düşünerek Nisan ayı itibari ile 5, 4, 3 yıldızlı ve butik oteller dahil olmak üzere toplam 8 ayrı otelde toplamda 300’e yakın oda rezervasyonu yapmış olmamıza rağmen, son dakika gelen taleplerle 350 odaya yakın rezervasyon gerçekleştirdik. Tabii kendi imkanlarıyla internet üzerinden de konaklama rezervasyonu yapan pek çok katılımcı oldu. Gelenlerin havaalanında karşılanması için varış terminaline bir ofis açıp, her uçağı karşılayan bir ekip ve shuttle servisi planladık. Böylece bizden rezervasyon yapmış olsun veya olmasın kimsenin havaalanında kalmadan kente ulaşımın sağladık. 

Kongrenin ana konusu olan Taş Tepeler dışında katılımcıların ilgi alanına girebilecek, henüz ziyarete açık olmayan kazı alanları dahil olmak üzere Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman civarındaki arkeolojik ve kültürel miras alanlarına toplamda 14 adet günübirlik ve iki adet konaklamalı turlar tasarlayıp, 28 kez günübirlik, 4 kez konaklamalı olmak üzere toplamda 450 kişiyi ilgili turlara götürdük. Kongre programı kapsamında bir gün içinde toplam 1000 kişiyi 6 adet ören yeri ziyareti için 40 adet otobüs ve her otobüste bir tur rehberi ve kazı ekibinden birer arkeolog arkadaş bulundurmayı planladık. Tabii daha önce hazırlanmış bir uygulama sayesinde katılımcılar cep telefonlarından da gezilen yerleri görüntülü ve İngilizce seslendirmeli olarak izlediler. Gerçekten bu işi planlarken tam bir Matrix sınavından geçtik diyebilirim. Çünkü herkesin kazı başkanlarıyla tanışıp, ören yeri ile ilgili bilgi almasını sağlamak istiyorduk ve bu kadar kalabalık bir ziyaretçi grubunu kazı başkanlarını rahatça dinleyebilecekleri şekilde tur planlaması yapmaya çalışıyorduk. Tabii ayrıca tur sırasındaki öğle yemeği kumanyası, tuvalet ihtiyacı, çay-kahve molası gibi ihtiyaçları göz önünde bulundurmamız gerekiyordu. Ayrıca, katılımcıların çoğunun nerede kaldığını bilmediğimiz için, her sabah şehirden belli başlı otellerden ve önemli toplanma merkezlerinden shuttle araçlarını kaldırmamız gerekiyordu. Şanlıurfa’nın yollarının durumu ve trafik sıkışıklığını göz önüne aldığınızda hergün yaklaşık 25 otobüsün sabah saatlerinde şehirden hareketi ve akşam üzeri trafiğinde şehre gelip belli duraklarda katılımcıları indirmeleri ayrı bir uzmanlık gerektiriyordu. 

Kongreye toplam 55 ülkeden 794 kişi kayıt oldu, ayrıca kongre kapsamında düzenlenen fuar katılımcıları, kongrede görev almış 100’den fazla gönüllü öğrenci ve asistanlar, resmi davetliler ve kongre destekçileri yetkilileri ile toplamda 1000 kişiye aşkın katılımcıya her gün öğle yemeği üniversitenin öğretim üyeleri restaurantlarında açık büfe olarak yerel menüler gözetilerek ikram edildi. Oturum aralarında kurulan istasyonlarda sabah ve öğleden sonra ikişer kez çay-kahve kurabiye ikramında bulunuldu. 

Bir işin başlangıcı işin yarısıdır derler ya ilk günün telaşını hiç unutamam. Gelenlere yaka kartı, kongre çantaları ve hediyelerin dağıtılması, bu arada başta Kültür ve Turizm Bakanı olmak üzere tüm resmi heyetin ve yerel siyasi parti temsilcileri, yerel ve ulusal basın temsilcileri, naklen yayın ekipleri, sivil toplum kuruluşları heyetlerinin karşılanması, açılış konuşmaları, takibinde muhteşem bir müzik konseri ve açılış kokteyli nasıl oldu da bu kadar aksamadan yürüdü hala hayret ederim. Tabii bir de bu işin asıl yarını vardı. Onlarca kişinin kağıt üzerinde planlandığı gibi sabah oteller ve toplanma noktalarından alınıp üniversiteye ulaştırılması nasıl olacaktı? Bir kez daha uykusuz bir gece beni bekliyordu. Fakat nasıl olduysa oldu ve gerçek olamayacak kadar uyumlu bir düzende bizim plan gerçekten çok iyi yürüdü ve herkes üniversiteye gelip açılış oturumuna katıldı. ‘Artık tamam dedim bu iş oldu galiba’. Bir de öğle yemeğinden herkes karnı tok döndüğünde artık kaygılanacak bir şey kalmamıştı. 

Yerli ve yabancı basında geniş yer almış türünün ilk örneği olarak böylesi büyük bir kongrenin organizasyonundan başarıyla çıkmamızda desteklerini arkamızda hissettiğimiz, her başımız sıkıştığında bize çözüm yolları öneren başta Prof. Dr. Necmi Karul ve Prof. Dr. Eylem Özdoğan olmak üzere bizlere, manevi desteğini bizden esirgemeyen sevgili hocamız Prof.Dr. Mehmet Özdoğan’a, işin tüm akademik sekreteryasını büyük bir özveriyle yerine getiren Seda Ongun’a, bizlere böylesi zorlu bir organizasyonda maddi ve manevi desteklerini veren resmi ve gayri resmi tüm kurum ve kuruluşlara en içten teşekkürlerimi iletmek isterim. Tabii ki Oasis’in 38 yıllık tarihinde en önemli etkinliklerden biri olan 1. Dünya Neolitik Kongresi'ni aylarca 7/24 yoğun bir çalışma temposuyla başarıya ulaştıran ekibim Filiz, Berna, Mahmut, Saim ve şef rehberimiz Damla, hepinize sonsuz teşekkürlerimle…